Eki
17
2013
0

En İyi On Türk Romanı

Türk romanının 50 yıllık serüveninde öne çıkan yapıtları eleştirmenlere, dil uzmanlarına, akademisyenlere sorduk. 10 jüri üyesinden 10 Türk romanının ismini istedik. Jüri üyelerinin, Türk edebiyatının en verimli dönemine denk düşen son yarım yüzyıldan en iyi romanları derlerken zorlandıklarına kuşku yok. O yüzden bazıları seçimlerini gerekçelendirdi. Yaşar Kemal, Oğuz Atay ve Orhan Pamuk, çeşitli kitaplarıyla 10 kişilik jürinin tüm listelerine giren isimler oldu

1-Tutunamayanlar

Modern Türk edebiyatında dönüm noktası

oguz atay

Oğuz Atay’ın ilk romanı. Yayımlandığı 1970 yılında TRT Roman Ödülü’nü kazandı. Modern Türk Edebiyatı’nın en önemli eserlerinden. Dil ve anlatım biçimi edebiyatta bir devrim olarak kabul ediliyor. Doğan Hızlan, “Her zaman tartışılacak. Sadece Türk edebiyatında değil, çağdaş Türkiye tarihinde önemli bir etki bırakan kitap olduğu için” diyor. Konusu özetle şöyle: Selim Işık’ın intihar ettiğini öğrenen Turgut Özben, ihmal ettiğini düşündüğü arkadaşının geçmişinin izini sürmeye çalışır. Romanda birçok kişinin her biri aslında Selim’in hayatındadır. Selim Işık ‘düşünen ve sorgulayan insan’ın simgesidir ve bu yüzden ‘tutunamamış’tır.

2- Saatleri Ayarlama Enstitüsü

Doğu-batı sarmalında bocalayan toplum

saat

Tanpınar’ın kült kitabı 1962’de yayımlandı. Doğu-Batı; iki uygarlık arasında bocalayan toplumumuzun tutum ve davranışlarını alaya alan eleştirel bir roman. Yapıt çocukluğu II. Abdülhamit döneminde geçen, Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinde de yaşayan Hayri İrdal’ın anıları şeklinde kurgulanmış. Dört bölümden oluşuyor: Büyük Ümitler, Küçük Hakikatler, Sabaha Doğru, Her Mevsimin Bir Sonu Vardır. Konur Ertop seçimini, “Abdülhamit döneminden 1940’lara uzanan süreçte toplumumuzu etkileyen düşünceleri, bu etkiler içindeki yaşama biçimimizi yansıttığı, incelikli bir alaysamadan beslendiği için” sözleriyle gerekçelendiriyor.

3- İnce Memed

50 yıldır okunan kült yapıt

ince memed

Nobel ödülüne aday gösterilen ilk Türk edebiyatçısı Yaşar Kemal’in 1955’te yazdığı, sonraki yıllarda devamını kaleme aldığı ilk romanı. Yaşar Kemal bu romanla Varlık Roman Armağanı’nı kazandı. O dönem Cumhuriyet gazetesinde tefrika edilen dört ciltlik yapıt, yaklaşık kırk dile çevrildi. Doğan Hızlan, İnce Memed’i seçmesinin nedenini, “Destan geleneğinden gelip, kendi destanını yazdığı ve 50 yıldır okunan bir eser olduğu için” sözleriyle açıklıyor. Olaylar Cumhuriyet’in ilk yıllarında geçiyor. Anadolu halkının geri kalmışlığı, cahil bırakılmışlığı, köy hayatının sefaleti ve ağaların tüm yöreye tamamen hakim olması üzerine bu duruma karşı bir isyan öyküsü Türk dilinin en güzel kullanımı ve muhteşem tasvirlerle anlatılıyor.

4- Anayurt Oteli

Filmi de bir başyapıt

anayurt oteli

Yusuf Atılgan’ın Anayurt Oteli romanı 1973’te yayımlandı. Yalnızlık ve psikolojik yabancılaşmayı işlediği için modern Türk romanının Oğuz Atay’ın öncüsü sayılıyor. ‘Aylak Adam’ romanında olduğu gibi bu roman da tek karakter üzerine kurulmuş. Kitap gibi, Ömer Kavur’un yönettiği aynı adlı filmi de Türk sinemasında bir başyapıt ilan edildi. Doğan Hızlan kitabı, “Kent-kasaba ikilemi kadar, birey yalnızlaşmasını olağanüstü bir etkileyicilikle dile getirdiği için” seçtiğini belirtiyor. Kendisini otelle sınırlayan Zebercet’in dış dünya ve insanlarla ilişkisi asgaridir. Roman, bir kadının otelde bir gece kalıp ertesi gün gene geleceğini söyleyip gitmesiyle başlar. Bu ziyaret Zebercet’in gerçek bir sevgiyi yaşayabileceği bir kadına sahip olma güdüsünü uyandırır. Bu devre Zebercet’in dış dünyaya açıldığı dönemdir.

5- Bir Gün Tek Başına

bir gün tek basina

Vedat Türkali’nin 744 sayfalık ilk romanı Milliyet Yayınları 1974 Roman Ödülü’nü kazandıktan sonra yayımlandığında büyük ilgi gördü. 1975 Orhan Kemal Roman Armağanı’nı da kazandı. Kitap 27 Mayıs’ı ortaya çıkaran koşulları edebi bir dille anlatıyor. Feridun Andaç, “Dönem romanı kavramını zenginleştiren anlatım zenginliği, sinemasal öğeleri başarıyla kullanması; karakterlerin gerçekçi biçimde dile gelen öyküleriyle klasik roman örgüsünü günümüz romanında taçlandıran bir başyapıt” diyor. Gizli bir komünist örgüte girmekle suçlanan Kenan, nezarette polisten yediği bir tokattan sonra örgütten uzaklaşmıştır. Bir gece gazeteci arkadaşlarıyla içmeye gittiğinde felsefe son sınıf öğrencisi Günsel’le tanışır. O gece koyu sabaha kadar içer, uzun uzun konuşurlar. Kenan eve dönerken kan zehirlenmesi geçirir ve nekahat döneminde Günsel’i düşünür…

6- Sevgili Arsız Ölüm

Büyülü gerçekçiliğe yakıştırılıyor

arsiz olum

Latife Tekin’in 1983’te yayımlandığında edebiyat gündemine ilk kitabı. Gerçekçi romanın çizgisel yapısını da kıran yazar, canlı-cansız, hayat-ölüm ve dünya-öte dünya ayrımlarını bulanıklaştırarak, edebi tavrını gerçekle hayali olan arasındaki geçişler üzerine kuruyor. Tekin’in özyaşamını da içeren kitap, Huvat ailesinin köydeki yaşamlarını, yoksulluk bilgilerini, köyden kente göçlerini ve geleneksel kültürleriyle kentteki yaşama tutunma çabalarını anlatıyor. Büyülü gerçekçilik akımına da yakıştırılan romanının ardından peş peşe diğer romanları geldi. İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca, Farsça ve Hollandacaya çevrildi. Konur Ertop kitabı, köy romanının alışılmış sınırlarını genişlettiği, köyde (daha sonra gecekondu ortamında) büyülü gerçekçilik anlayışıyla yaşamı, inanç dünyasını gözönüne serdiği için listeye aldığını söylüyor.

7- Devlet Ana

Osmanlının kuruluş romanı

devlet ana

Kemal Tahir’in en iyi romanı olarak nitelenen kitap 1967’de yayımlandı, 1968’de TDK Ödülü’nü kazandı. Devlet Ana, Osmanlı Devleti kurulmadan önceki Anadolu’nun görünümünü ve Anadolu insanının özlemlerini anlatırken onların güçlü güvenli adaletli bir devlete duyduğu ihtiyacı da açığa çıkarıyor. Kitap, Ertuğrul Bey’in at bakıcısı Demircan’ın öldürülmesiyle başlar. İkinci olay Ertuğrul’un ölümü ve Osman Bey’in oymağın beyliğini üstlenmesidir. Osman Bey, zamanının ulularından Şeyh Edebali’nin kızını alır. Diğer yandan Orhan Bey, Nilüfer Hatun’la olan ilişkisini evlenmeye kadar vardırır. Ancak, roman Orhan Bey evlenmeden son bulur.

8- Benim Adım Kırmızı

Ölüler ve nesneler dile geliyor

benim adim kirmizi

Orhan Pamuk’a Nobel’in yolunu döşeyen kitaplardan. 1998’de yayımlanan roman 1591’de Osmanlı Padişahı III. Murat döneminde İstanbul’da geçer. Saray hattatları ve nakkaşları padişahın emriyle hazırlanan bir kitap için gizlice Frenk etkisi taşıyan resimler yaparlar. Kitabın başlıca kahramanları, sanatçıları evinde barındıran evin kızı Şeküre ve ona aşık teyzeoğlu Kara’dır. İstanbul’da pahalılık ve korku hüküm sürmekteyken bu evdeki hattat ve nakkaşlar kahvehanelerde toplanıp meddahların anlattığı hikayelerle eğlenir. Benim Adım Kırmızı’nın bir özelliği de, ölüler ve cansız nesnelerin dile gelerek öyküyü kendi bakış açılarıyla anlatması. Pek çok uluslarası ödül kazandı ve 46 dile çevrildı.

9-  Bir Düğün Gecesi

1970’li yılların Türkiye’sinde ordu, siyaset, iş dünyası

bir düğün gecesi

Adalet Ağaoğlu’nun 1979’da yayımlanan ‘Bir Düğün Gecesi’ romanı, ‘Dar Zamanlar’ adlı üç kitaplık roman dizisinin ikinci kitabı. ‘Ölmeye Yatmak’ romanının devamı olarak kurgulandı; iki romanda aynı kişilerin hayatlarından kesitler sıralanır. Bu ikiliyi, 1987’de yayımlanan ‘Hayır’ adlı romanı takip eder. 1970’li yılların Türkiye’sinde ordu, siyaset, iş dünyası arasındaki ittifakı bir gece içinde gerçekleşen birkaç ana olay etrafında ve bir düğüne katılan davetliler üzerinden anlatan roman, büyük ilgi gördü ve çok sayıda ödül aldı. 1979 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü, 1980 Orhan Kemal Roman Armağanı ve 1980 Madaralı Roman Ödülü bunlardan bazıları.

10- Her Gece Bodrum

Kırgın bir aşk hikayesi

selim ileri

Selim İleri’nin 1976’da yayımlanan kitabı çağdaş Türk edebiyatının temel romanlarından. İleri’yi geniş okur kitleleriyle buluşturdu. Çok prestijli bir ödülün de sahibi: 1977 TDK Roman Ödülü. Doğan Hızlan bu roman için şöyle diyor: “Selim İleri’nin DNA’sının yattığı eserlerinin önde gelenidir. Onun klasikleri arasındadır.” Roman, 1992’de yine yazarı Selim İleri’nin senaryosuyla sinemaya da uyarlandı. Konusu evlenmemiş bir kadının Bodrum tatilinde yaşadığı kırgın bir aşk etrafında şekilleniyor

Hürriyet

Yaziyi gonderen in: Genel,Kitap |
Tem
20
2013
0

Kalpten Düşme

images

İçinden geldiği gibi yazan yazarları severim. Bundan önceki ‘Körlük’ kitabında olduğu gibi. Yazar noktalama işaretlerini bile unutmuştu.Ben koydum çoğu zaman.

Yazar kendisini zorlayarak yazarsa ona edebiyat çevreleri ‘edebiyatın köşe taşı’ der. Yazar kasmıştır eserinde.Edebiyat yapmıştır. Basit bir kalası yontmuş ev yapmıştır.Ama içinden geldiği gibi yazarsa edebiyatı köşeye yatırır. Okuyucunun ‘köşe taşı’ olur.

Ama yazmak için yazarın havaya girmesi gerekir.Belki üzüntüden belki sevinçten belki de yediği pastadan 😀 Ben bu kitapda Ayşe Özyılmazel’i havaya girmiş gördüm.Ve gördüğünüz gibi beni de havaya soktu 😀

kalpten-dusme-sahi-ben-neye-inanmistim_avatar_orj (1)

Ayşe Özyılmazel’in bu kitabını açıkcası ……………kalarak aldım. Acaba kalem tutmasını biliyormuydu 😀 Makyajına verdiği önem kadar bu kitaba da önem vermişmiydi:D

Kitaba gelecek olursak Ayşe Arman’ın ilk senelerindeki o ‘asi kız’  ‘özgür kız’ tiplemesine benzettim. Hoşuma gitti. Kaybettiğim Ayşe Arman’ı burada buldum.Sonra kitabı iyi ki almışım dedim. Bu seneki uzun tatilimde okunacak kitapların arasına kattım.

20130720_103839

Ayşe Özyılmazel’in dediği gibi yazar yazmak için kendisini kasmayacak.Gevşek bırakacak.Kalemi kendisini nereye götürüyorsa oraya gidecek. Okuyucunun birazda kafasını dağıtacak.Kendisiyle dalga geçecek. Okuyucuyla dalga geçecek. Hayatla dalga geçecek.

Ayşe Özyılmazel ‘kendi’ olduğu sürece, kitaplarına makyaj yapmadığı sürece okuyacağım bir yazar:D Vira bismillah…..

Yaziyi gonderen in: Genel,Kitap | Etiketler: ,
Nis
24
2013
0

Körlük

korluk2013

Bir müddettir Jose Saramago’nun Körlük kitabını okuyorum.”Araba kullanmakta olan bir adam, yeşil ışığn yanmasını beklerken ansızın körleşir. Körlüğü, başvurduğu doktora da bulaşır. Bu körlük, bir salgın hastalık gibi bütün kente yayılır; öldürücü olmasa da tüm ahlaki değerleri yok etmeyi başarır.”

Kitap ilk bir kaç bölüm hariç 150’nci sayfalara kadar sıkıcı.Adamı bunaltıyor ama sonra biraz hareketlenme başladıktan sonra şu aralar fena değil.Kitapla ilgili başka bir tespitim ise yazarın noktalama işaretlerine uymadan kitabı yazması.Düz yazı şeklinde kitap akıyor.Neyse kitabı okumaya devam…

Yaziyi gonderen in: Genel,Kitap |

C WP Ataofis